İstanbul gören masum İzmirli

İstanbul gören masum İzmirli
ozyesiltepe@gmail.com
22 Mayıs 2013, 10:38

Bu hafta sonu istanbuldaydım. Pazartesi günü döndüm…Babamla beraber baştan sona gezdik mega kenti…Babam tam İstanbullu olmuş, metrobüse binişini görseniz, adeta süvari gibi…
Hücum ediyor…
Zaten başka türlü bir yerden bir yere gitmek mümkün değil.
Bu seyahat dolayısıyla yazımı yetiştiremedim.
Yukarıdaki başlık bana ait değil.
Tepki ve Değişim dergisinden dostum Özgür Gülsoy’a ait.
İstanbul’da gezdiğim her an’ı, not olarak an be an paylaştım takipçilerim ile…
O notlarımdan sonra, Özgür’ün yorumu bu haftaki başlığım oldu…
Bu haftaki köşemde anlık İstanbul notlarımı sizlerle paylaşıyorum…
İstanbul notları: Toplu taşımada en salak uygulama; kartını basıp seyahat ediyorsun, inip başka bir araca binmek için kullandığın köprüde, elektronik kutular var, bu kutulara otobüse bindiğin kartı tutuyorsun 0,45 tl’ ni geri veriyor. E madem baştan almasın bu parayı diyorsanız uyanık İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ile baş edemezsiniz hiç bulaşmayın. Şimdi paranın geri verildiğini bilmeyen binlerce yurttaş var. Misal ben bilmiyordum. Belediyenin kazanç kapısı işte bu bilmeden gidenler. Çaktın köfteyi…

İstanbul notları 2: Bu kadar insan nerden geliyor lan! Biri durdursun bunları…

İstanbul notları 3: Eminönün’de balık ekmek ve tekneyle boğaz turu paha biçilmez…

İstanbul notları 4: İstanbul boğaz da yalısı olan insanlar ölüyor mu acaba? Diyaneti arayıp soracağım. Bence onlar ölmesin, öyle evim olsa şayet ben ölmezdim… Ben ne öleceğim fakirler olsun ( nasıl bu kadar zengin olmuş lan bunlar )

İstanbul notları 5: Bu günlük gezi bitti, ama ilginçlikler bitmedi. Tramvaya bindik Zeytinburnuna gitmek üzere, su an tam arkamda duran, başı kapalı genç kız sevgilisine; böyle bir şey yaşayacağımı düşünmezdim diyerek durmadan öpüyor. Epey öpüştüler, bravo… Aşkın açığı kapalısı yokmuş demek. Gençler öpüşecek engelleyemezsin.

İstanbul notları 6: oha sonunda buda oldu, gözümüzün önünde adam vurdular. Avcılar, Ahmet Taner Kışlalı parkın da anlayamadığımız nedenle gençler birbirlerine ateş etti. Eve varamadık biz daha. Ortadoğu şekillendi biz eve varamadık. Ne acayip bi kent bura ya Rab.

İstanbul notları 7: Belediye otobüsünde kart basınca çıkan ses işkence gibi… Vadaaa diye bağırası geliyor insanin, o mor kapital böcükler gibi…

İstanbul notları 8: İstanbul da belediye otobüsleri, oturma düzeninden çok ayakta durma düzenine göre ayarlanmış… Hiç koltuk koymasalarmış hesaplarıma göre 500 kişi taşıyabilirlermiş. Gerçi şuan da 400 kişi falan varız. Koltukta oturanlarda koltuğun üzerinde ayağa kalktı 3-5 kişi olduklarından utandılar zaar… ( sıkışıklıktan ellerimi kullanamıyorum otobüste bu notu dilimle yazdım )

İstanbul notları 9: Metrobüste bir genç, kız arkadaşına baktığı iddiası ile yolcular arasında bulunan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi park bahçe işçisine saldırdı. Yetmedi metrobüste bulunanların analarına küfür etti. Metrobüste bulunanlarda gence saldırmaya kalktı. Bizim durak geldi biz indik. Şimdilik aktarabileceklerim bu kadar.

İstanbul notları 10: İstanbul’da da tanınıyor olmak güzel şey…

İstanbul notları 11: Kırmızı ışıkta elinde hiçbir şey olmamasına rağmen, avucunu kapatarak kendine balici süsü verip, para kazananlar gördüm… Çok ilginç, sahte balici, Çin malı… İnsanlar bu belayı savuşturmak için para veriyorlar, herifin cebindeki şişkinlikten anlaşılan hasılat güzel. Eğer gerçekten baliciyse bu gece bali tenekesi alır. Belki de en kalitelisinden sentetik tiner…

İstanbul notları 12: Anadolu yakası, Avrupaya göre daha fazla yeşil alana sahip. Ya da ben yorgunluktan yeşil görmeye başladım her şeyi…

İstanbul notları 13: Her fenerbahçeli gibi kadıköy sükrü saracoğlu. Kadikoy gerçekten çok nezih bir yer. Alexin heykeli var. Ulan bunu karga tulumba yollamamışlar mıydı? Neden dikmişler ki heykelini.

İstanbul notları 14: Kız kulesini kaybettik. Üsküdar’a yürüyeceğimize tam terse yürümüşüz… Denize bi vardık kiz kulesi yok. İyi ki padişahın kızını zehirleme görevini babamla bana vermemişler. Beceremezdik. Bulduk gerçi sonra kuleyi, ama altıdan sonra giriş rezervasyonlu, büyük kapital abiler, cici kızları kollarına takip, isimle giriyorlar. Biz giremedik kuleyi uzaktan seyrettik. Ama bir daha ki sefere gelirim de giremezsem, ne kadar adam varsa zehirlerim orada söyleyeyim. Hikayeyi biliyorsunuz kaçış yok, yılan atarim teknenize, ya da cici ablaların çantalarına…

İstanbul notları 15: Metrobüste oturacak yer bulmak paha biçilmez. darbe olsa, tank yürüse üzerime üzerime kalkmam yerimden yemin olsun…

İstanbul notları 16: Hülya Avşar’ın kızını gördüm gibi oldum. Neydi onun adı Züleyha mı, Zeliha mı? Zübeyde mi yahu yoksa… Şimdi takılır bu benim aklıma bak, nerden çıktıysa… Belki de değildi o, ama benzettim işte… Yorgunluktan halisülasyon da görüyor olabilirim. İstanbul’un serab’ı da böyle oluyor demek ki…

İstanbul notları 17: Üsküdardan karşı yakaya, Avrupaya doğru bakınca insan gaza geliyor. Muhteşem bir siluet, muhteşem bir heybet… Birden bire; ‘İstanbul sen mi büyüksün ben mi? Bir gün yeneceğim seni’ diye haykırabilirsin… Ben hiç polemiğe girmedim istanbulla, tırstım. Ancak her şeye rağmen güzel bir kent bura. Osmanlı hayatini yaşamış burada… Güzel şehir vesselam. Yarin sabah donuyorum.

İstanbul notları 18: Hakan Yılmaz’a benzetilme durumu İstanbul’da daha büyük sıkıntı… Günde yüz kişi karşıdan, belirli bir mesafeye gelinceye kadar yüzüme sırıtıyor, gülücükler saçıyor… İster istemez bende sırıtıyorum. Vatandaş benim Hakan olmadığımı anladığı bir mesafeye geldiğinde ise, biraz önce sırıttığı adam sanki ben değil de, kan davalısıymış gibi bir surat ifadesi ile yanımdan geçip gidiyor… Ben de sokağın ortasında pismiş kelle gibi sırıtarak kalıyorum.

İstanbul notları 19: Metrobüs yapıldığın da epey eleştirilmişti. İstanbul’un en hızlı ulaşım aracı metrobüstür. Hiç ilerlemeyen trafiğin göbeğinde 80 km hızla gitmek, ışık hızına yakin bir sürat.

İstanbul notları 20: Havaalanından anons: ‘ sayın Ozan Yeşiltepe bu sizin için yapılan son çağrı; lütfen 111 numaralı kapıya geliniz, sayın Ozan Yesiltepe…’ İzmir’den geldim lan ben, az bekleyin oğlum, nereye zamanın da yetiştim ki ben… Uçaktayım hostes kalkıyoruz telefonunuz kapatın dedi. Hadi İzmir’de görüşürüz….

İstanbul notları son: Adnan Menderes Havaalanına indik. Epey çılgın bir pilotla yolculuk etmekten onur duydum. Kamikaze dalışları, yarım burgu dönüşleri ile heyecanlı bir yolculuk yaşadık. Havaalanına inmekle çakılmak arası indik. Bu macera burada biter. Yayım ve yapımda emeği gecen öncelikle İstanbul’da bana rehberlik eden babama ve takipcilerime teşekkür ederim.

İstanbul gören masum İzmirli.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s